Gece YarД±sД± KГјtГјphanesi  Oku
Gece YarД±sД± KГјtГјphanesi  Oku

Gece Yarд±sд± | Kгјtгјphanesi Oku

Böylece Elif onlarca farklı hayatı tek tek ziyaret etti. Çok zengin oldu, dünyayı gezdi, bambaşka insanlarla evlendi. Her seferinde mükemmel hayatı arıyordu ama her yaşamın kendine has başka bir karanlığı, başka bir hüznü vardı. Kusursuz bir hayat yoktu.

Gözlerini açtığında odasındaydı. Saat 00:01'i gösteriyordu. Zaman sadece bir dakika ilerlemişti ama Elif için yepyeni bir hayat yeni başlıyordu.

Yazılan bu hikayeyi yoksa üzerinde değişiklik yapmak istediğiniz noktalar var mı? Gece YarД±sД± KГјtГјphanesi Oku

Gece yarısı kütüphanesi kavramı Matt Haig’in ünlü romanından ilham alan ve yaşam ile ölüm arasındaki o büyülü eşikte geçen derin bir hikayedir. İşte bu atmosferi yansıtan özgün bir öykü:

Elif titreyen ellerini raflarda gezdirdi. Sırtında "Müzisyen Elif" yazan kalın bir cilde dokundu. Kitabı açtığı anda kendini binlerce kişinin adını haykırdığı devasa bir konser sahnesinde buldu. Spot ışıkları gözünü alıyordu. Evet, lisede müziği bırakmasaydı sahip olacağı hayat tam olarak buydu. Ama kulise geçtiğinde hissettiği şey büyük bir yalnızlıktı. Alkışlar dindiğinde etrafında güvenebileceği tek bir insan bile yoktu. Böylece Elif onlarca farklı hayatı tek tek ziyaret etti

Elif derin bir nefes aldı. Mükemmel olmayı aramaktan vazgeçtiğinde içini büyük bir hafiflik kapladı. Kendi sıradan, eksik ama gerçek hayatını özlemişti.

Yaşlı kütüphaneci bilgece gülümsedi ve önündeki bomboş, beyaz kapaklı bir defteri ona uzattı. "Doğru hayat diye bir şey yok Elif. Sadece yaşanacak hayatlar var. Pişmanlıklar sadece zihninin sana oynadığı bir oyundur. Önemli olan nerede olduğun değil, şu an elinde olan hayatı nasıl hissettiğindir." Kusursuz bir hayat yoktu

Gözlerini kapatıp kütüphaneye geri döndü. Bu kez daha ince bir kitaba uzandı: "Kasabada Yaşayan Elif". Kitaba adım atar atmaz kendini deniz kenarında küçük, huzurlu bir kafede çalışırken buldu. Sabahları martı sesleriyle uyanıyor, sakin bir hayat sürüyordu. Ancak bu sefer de içindeki o büyük potansiyeli gerçekleştirememiş olmanın verdiği hafif ama amansız bir pişmanlık sızısı hissetti.