Г–mгјr Denen | Gariм‡p Yolda Yгјrгјyorum Dalgin Dalgin
Yolcu durmuş, şaşkınlıkla bakmış:— "Bilmiyorum amca," demiş. "Ömür denen bu garip yolda yürüyorum işte. Ama kafam o kadar karışık, o kadar dalgınım ki, bazen ayaklarımın yere değdiğini bile hissetmiyorum."
Yolcu o gün anlamış ki; asıl mesele menzile varmak değil, her adımın hakkını vererek, uyanık bir kalple yürümekmiş. Yaşlı adam seslenmiş:— "Evlat, yol uzun ama sen
Yaşlı adam seslenmiş:— "Evlat, yol uzun ama sen yolda değilsin sanki. Nereye bu gidiş?" Bizim dalgın yolcu
Bu hikaye bize, hayatın sadece hedeflerden ibaret olmadığını, asıl mucizenin o "garip yolun" kendisinde ve şu anki adımımızda gizli olduğunu hatırlatır. hayatın koşturmacasından yorulmuş
Yaşlı bilge, elindeki elmadan bir ısırık daha alıp gülümsemiş:— "Bak evlat," demiş, "Çoğu insan yolu bitirmeye çalışır, o yüzden yolu göremez. Sen dalgınsın çünkü ya geçip gittiğin yerlerde kaldın ya da henüz varmadığın yerlerin hayalindesin. Oysa yol, tam şu an bastığın topraktır."
Yolun kenarında, bir çeşme başında oturan yaşlı bir adama rastlamış. Yaşlı adam, elindeki taze bir elmayı büyük bir keyifle yiyormuş. Bizim dalgın yolcu, yaşlı adamın yanından geçerken farkında olmadan derin bir iç çekmiş.
Adamın biri, hayatın koşturmacasından yorulmuş, zihni binbir düşünceyle dolu, ayakları onu nereye götürürse oraya dalgın dalgın yürüyormuş. Ne yanından geçtiği ağaçların yeşilini görüyormuş, ne de tepesindeki güneşin sıcaklığını hissediyormuş. Sadece içindeki bitmek bilmeyen "Yarın ne olacak?" veya "Dün neden öyle oldu?" sorularıyla boğuşuyormuş.

