Romantik Erhan Hatunda Benim Kanunda -
Erhan klarnetini kaptığı gibi Gül’ün evinin önüne gitti. Derin bir nefes aldı ve çalmaya başladı. Bu seferki ne neşeli bir Roman havasıydı ne de sıradan bir hüzün. Bu ezgi, adeta bir meydan okumaydı. Klarnetinden dökülen her nota, mahallenin dar sokaklarında yankılanarak herkesi pencerelere döktü.
Karanlık sokakların ortasında yanan bir sokak lambasının altında duruyordu Erhan. Klarnetini dudaklarına götürdüğünde çıkardığı o ilk hüzünlü ve bir o kadar da kıvrak nağme, mahallenin havasını bir anda değiştirivermişti. O, sadece bir müzisyen değil, duyguların, aşkın ve raconun dilinden konuşan Romantik Erhan'dı.
O geceden sonra mahallede kimse o kuralı çiğnemeye cesaret edemedi. Romantik Erhan, aşkını kendi kanununa bağlamış ve o kanunu tüm dünyaya kabul ettirmişti. Romantik Erhan Hatunda Benim Kanunda
Gül, pencereye çıkıp perdeyi araladığında Erhan gözlerini onunkilere dikti. Klarnetini bir anlığına indirdi ve herkesin duyabileceği o gür, ama sevgi dolu sesiyle bağırdı:
Gül, mahallenin en güzel, en deli dolu kızıydı. Ne zaman sokağa çıksa sanki zaman durur, rüzgar onun adını fısıldardı. Erhan ona baktığında sadece bir sevgili değil, hayatının tek gerçeğini, kendi yazdığı hayat kanununun tek maddesini görürdü. Bu ezgi, adeta bir meydan okumaydı
Sokakta bir anlık ölüm sessizliği oldu. Ardından Gül’ün yüzünde güller açtı, gözleri parıldadı. Erhan klarnetini tekrar dudaklarına götürdü ve bu sefer zafer sarhoşu, coşkulu bir melodi üflemeye başladı. Mahalleli de bu aşka ve cesarete kayıtsız kalamadı; pencerelerden alkışlar yükseldi, sokağa dökülenler oynamaya başladı.
Mahallede herkes onu bu lakapla bilirdi. Çünkü o ne zaman çalsa, taş kalpli adamlar bile gözyaşlarını tutamaz, en umutsuz aşıklar yeniden sevdalanırdı. Ama onun kalbinde tek bir fırtına kopardı: Gül. Ama o kavga adamı değildi
Bir akşamüzeri mahallenin kahvehanesinde toplanan gençlerin arasında bir fısıltı dolaşmaya başladı. Mahallenin ağır abilerinden biri Gül’e göz koymuş, ona haber göndermişti. Bunu duyan Erhan’ın gözü döndü. Ama o kavga adamı değildi; o, sözünü sazıyla, hissini nağmesiyle söyleyenlerdendi.